|
Yayınlarımız
 |
Aşkın Adı Turuncu SemraAtasoy 176 sf., Ocak 2012
AŞKIN ADI TURUNCU; toplumumuzda bir kadının varlığını kanıtlama mücadelesini anlatıyor. Bir kadın olarak yaşadığı mücadeleler yanında Meclis’e girme mücadelesini ve kadının toplumumuzda nelerle karşılaştığını okuyacaksınız.
|
 |
Yıldırım "Esir Padişah" Ayşe Tulun 224 sf., Kasım 2011
…İki komutan bu konuşmalardan sonra sessizce bakışmaya başladılar. Emir Timur yine alaycı bir şekilde gülüyordu ve şu sözler ile geceye son verdi:
Şu dünyanın işine bak Sultan Bayezit. Benim kalçam çıkık, topallayarak yürüyorum, sağ kolum çolak, sağ elimin serçe ve yüzük parmağı yok, senin sağ gözün neredeyse kör. Desene dünya hakimiyeti benim gibi bir topal ile senin gibi bir köre kaldı…
|
 |
Sır Bekçileri Mustafa Karnas 320 sf., Ekim 2011
Ben kalemi buraya yapacağım. Tanrı denizini geri çeksin...
Çocuk Hasan Sabbah suyun içinden topladığı kumlardan kale yapmaya başladı. Güzel bir kale formu yapmıştı. Ancak çok kısa bir sürede küçük dalgaların etkisiyle kumdan kale yıkılıp suya karışmıştı bile. Hasan yılmadı, yeniden kumları bir araya getirerek şekil verdi ve yeni bir kumdan kale yaptı suların içinde. Bu kale de kıyıya ulaşan minik dalgaların etkisiyle yıkıldı.
Hasan kendinde değildi, kumlara odaklanmıştı elleri, kendi kontrolünün dışındaydı. Ellerini kumlara daldırdı, kumları bir araya getirip aynı ritmik hareketler ve bir sanatçı inceliğiyle yeni bir kale yapmaya başladı. Bu arada babası uyanarak Hasan’ın yanına gelmişti ve onun kumdan kale yapmasını izliyordu. |
 |
Fly to Freedom Mustafa Samsunlu 352 sf., Eylül 2011
This is a book about then and now and how the two are forever intertwined. Then was Turkey in the early 1980s. It was a tumultuous time of political chaos that serves as the backdrop for this story about a group of young people friends and lovers at the university who find and lose each other in the uproar.
Now, the memories haunt each one of them until the truth of what really happened back then can finally be revealed and the remorse and guilt can be relieved.
|
 |
Bodrum'da Yeniden O. Gönenç Anı-Biyografi, 320 sf., Eylül 2011
Hayır, asla bunu kabul edemezdim. Sürekli değişiklik aratan, sürekli yeni doyumlar, yeni tatlar, yeni güzellikler araştıran duygu değil miydi insanoğlunu ileriye ve yeniye götüren?
Kırk yıl kadar önceydi, Bodrumlu yaşlı dostum elini haritada Bodrum yarımadası üzerinde gezdirerek; “Burası adamı vezir de eder, rezil de” demişti. Ondan kırk yıl sonra bu kez ben elimi yarımada haritası üstüne koyarak, “Biliyorum, öğrendim.” diyorum.
Bu kitapta İstanbul’dan nasıl “rezil” halde gelmişken Bodrum’da kendi ölçülerimde “vezir” olmamın öyküsü var. Sadece o mu? Bu kırk yıldaki değişimin gözlemleri, belgeleri, anıları da… |
 |
Efsun Şebnem Pişkin Roman-Fantastik, 176 sf., Mayıs 2011
Bu, iyilerle kötülerin savaşı. Aslında insan bu savaşı kazanması için gerekli olan ilahi bilgiye doğuştan sahip. Ama insan unutur. İnsan kelimesi İns ve nisyan kelimelerinden türemiştir. Yani, unutan ve hatırlayan. Her insan unutmuş olarak doğar, ölene dek de unuttuklarını hatırlamaya çalışır.
İşte bu kitap size unuttuklarınızı hatırlatacak!
Ebced...
Dualara gizlenmiş sihirli kelimeler, harfler... Başka alemlere seyahat... |
 |
Yaşasın Yaşamak Ümit İhsan Roman, 320 sf., Ekim 2010
Canından yaralı dört insan… Geçmişe yapılan bir yolculuk… Cennet bahçelerinde gizli bir köy… Onur için verilen bir savaş… Uçurumun kenarında yaşanan bir aşk… Ve o aşk ile perdeleri birer birer çözülen gizem dolu bir dünya…
Yaşasın Yaşamak, Ümit İhsan’ın “Aşk’ı anlamak” adına yazdığı, aşkın saflık ve samimiyet ağıyla örülü dünyasını tüm çıplaklığıyla sergilediği son romanı.Zaman zaman şiirlerle, zaman zaman da kalbe işleyen cümlelerle dokuduğu romanında, geçmişten bugüne yaşanmış bütün büyük aşkları ele alıp, onları kelimelerinin arasına gizleyen Ümit İhsan okuruna şu soruyu soruyor:
Aşk için ne yapabilirsin? |
 |
Tac- Sultan Selim Ayşe Tulun Roman-Tarihi, 256 sf., Ekim 2010
Yavuz Sultan Selim'le Taçlu Sultan'ın aşkı bu muhteşem romanla tamamlanıyor.
Tac-ı Sultan Selim'de, kılıcının ışıltısıyla düşmanlarını titreten yiğit bir hükümdarõn aşkı için yaptıklarını okuyacaksınız.
Sultan Selim'in iki zorlu savaşını, Mercidabık ve Ridaniye'yi bulacaksınız sayfalar arasında.
İki Hükümdar Bir Kadın'dan tanıdığınız Halimi'yi hatırlayacak, yeni musahip Hasan Can'la tanışacak, hayali kahraman Şam'ın kıvrak zekasına şaşıracaksınız. |
 |
Cürüm Ayetleri Erdinç Yapan Roman-Fantastik, 192 sf., Ekim 2010
Varsıl dünyanın cürümlerini biriktiren ruh, taşıyacağının üzerinde cürümle dolunca cehennem korları onu tüttürmeye başlar. Tüten ruhtan çıkan siyah bulut fani bedenden göğe taşır.
İşte, cehennem bekçisi bu tüten ruha görev tamam olana, ayetler yazılana dek yeni gövde bulmakla görevlidir. Çünkü yaşam ve ölüm arasındaki ince çizgide ne yapacağını bilmeyen insanlarõn bütün cürümleri bu tüten ruhun özündedir. Bu öz işlendikten sonra katıksız cürümler gün ışığına çıkacak ve cehennem ateşleri dünyaya taşacaktır
Bu romanı yalnızken okumayın! |
 |
Ay Işığında Yürüyüş Ümit İhsan Roman, 380 sf., Eylül 2010
Ay Işığında Yürüyüş bir göçün hikâyesidir…
İnsanoğlunun doğumdan ölüme uzanan yorucu ve uzun seyahati, etrafındaki kalabalığa rağmen yalnız başına tamamlanacak, her insan yaptığı bu yürüyüş boyunca, çevresinde ve kendisinde değişen her şeye rağmen tabiat›n doymaz oğlu toprağa yenik düşecektir.
Bu yolculuk boyunca kişiye efllik edecek tek ışık kaynağı elbette ki alaca karanlığın kayıtsız hakimi “Ay” olacaktır. |
 |
Kurutulmuş Çiçek Koleksiyoncusu Ümit İhsan Roman, 224 sf., Temmuz 2010
1999 Marmara depremiyle ayrı düşen iki sevgili yıllar süren özlemin ardından kavuşur. Ne var ki hayatlarında pek çok şey değişmiştir: Genç kadın sevemediği bir kocayla evli, mutsuz, umutsuz, gölge gibi yaşayan biri olup çıkmış; genç erkekse acılarla geçen yılların sonunda taşlaşmaya başlayan bir kalbe sahip olmuştur.
Yıllar sonra alevlenen aşk eski güzel günlere dönüş anlamını mı taşımaktadır, uğursuz bir lanet gibi ellerinin kana bulanmasına mı neden olacaktır? Aşk mı galip gelecektir, nefret mi? Yoksa aşkla nefret aynı şey midir? |
 |
Evren ve Gerçek Prof. Dr. T. Erhan Coşan Bilim Kurgu-Öykü, 160 sf., Nisan 2010
İnsan bilincinin geleceğe açılmasını hiçbir şey engelleyemez. Birbirinden bağımsız gibi görünen her yaşantı geleceği şekillendirir.
Prof. Dr. T. Erhan Coşan, insanlığın asırlardır sorduğu sorulara bilim kurgu edebiyatının sonsuz olasılıklarla çevrili boyutunda yanıt arıyor. Evrenin merkezinde olmasına karşın kendi varlığını ispatlamayı başaramayan insanlığı bekleyen son ne?
İnsanlık daha ne kadar kendini evren bütünlüğünün dışında sanacak?
|
 |
Cehennem Dağı Mustafa Samsunlu Roman, 552 sf., Mart 2010
İlk romanı Özgürlüğe Uç ile olumlu eleştiriler alan Mustafa Samsunlu, bu kez gerilim dolu, soluk soluğa bir serüveni okuyucuların beğenisine sunuyor.
Cehennem Dağı'nda serüvenin akışına paralel olarak yakın tarihimize de değişik bir perspektiften bakılmakta; Anadolu'nun çok dilli, çok dinli ve çok kültürlü panoramasının altı çizilmektedir.
Kurgusal ve gizemli bir yer olan Cehennem Dağı, ulaşılması son derece zahmetli ve bir o kadar da ürkütücüdür. Burası, sevgi, bağlılık, dayanışma, dostluk ve fedakarlık gibi değerlerin sorgulandığı ve sınandığı bir yerdir. |
 |
Kırklar Diyarı Şebnem Pişkin Roman-Fantastik, 224 sf., Ocak 2010
Kırklar Diyarı, Şebnem Pişkin'in benzersiz hayal gücüyle yeşeren bir Öz'ünü bulma serüveni.
Hayatının başarısızlıklarla dolu olduğuna inanan genç bir adam, her şeyden kurtulmanın yolunun ölümden geçtiğine inanır.
Kendini boşlukta hissetmektedir. Eşinden ayrılmıştır. İşinde başarısızdır. Mutsuz ve yalnızdır. Ölmek için bahanesi öyle çoktur ki, yaşamak iyice anlamsızlaşmıştır. Bir uçurumdan atlar ve yaşamına son verir.
Ne var ki ölüm, sanıldığı gibi bir bitiş değil, yeni sınavlarla dolu bir maceradır. O macerada Kırklar Diyarı'na gidilecek, ruhun olgunlaşması için gereken kırk sırrı bulmak gerekecektir.
|
 |
Zaman Tozları Sadık Yemni Roman-Fantastik, 224 sf., Ocak 2010
Türk fantastik edebiyatının usta ismi Sadık Yemni, yine çok konuşulacak, ellerden düşmeyecek maceralara imza atıyor: TekinsizX Vak'alar Hafiyesi Osman Demir'in Serüvenleri. Zaman Tozları adlı bu ilk macerada Osman Demir, sıra dışı bir olayla sahip olduğu topçuk yardımıyla zamanı eğip bükebilen bir delikanlıya karşı mücadele ediyor.
Arkadaşları —bilgisayar dehası Terra Fuat ve okült uzmanı Keten Hoca— ile birlikte işin derinlerine indikçe, karşılarına bütün cinlerin babası olan Cânn'ın insandan olma oğlu Vakiteri, Amerikan Gizli Servisi, TÜBİTAK ve tüm zaman bükmelerin altında yatan gerçek neden çıkıyor.
Ve tabii her şey soluk soluğa bir Sadık Yemni kurgusuyla akıyor.
|
 |
Gohor - Kıyametten Sonra Aşkın Güngör Roman-Bilim Kurgu, 504 sf., Ekim 2009
21. yüzyılın ortalarında bilinen yaşam sona erdi.
Yeni kurulan düzen yok olandan pek de farklı değildi...
Genetik değişim geçirerek akıl almaz varlıklara dönüşenlerin dışında!
Gohor - Kıyametten Sonra ilk olarak 2003 yılında, Gohor-Cam Kent ile Gohor-Kurtlar Yolu adları altında iki cilt olarak yayınlandı ve raflarda yerini aldığı andan itibaren yoğun ilgiyle karşılandı. Çeşitli yayın organlarında yer bulan, birbirinden değerli isimlerin kaleme aldığı makalelerde adından hep övgüyle söz edilen Gohor, eğitmenler tarafından, yetişkinler kadar genç okurlara da ısrarla tavsiye edildi.
|
 |
Egerotica +18 O. Gönenç Şımarık Dizi, 232 sayfa, Ekim 2009
Batı edebiyatında erotik şiir, erotik roman veya erotik hikâye diye bir tür var. Tüm bu türler Erotica üst başlığıyla anılıyor. Kadın yazar Anais Nin'den insan doğasını en iyi aktaran yazarlardan olan Shakespeare’e dek, tanınan pekçok yazarın eserler verdiği bu tür, şimdi de Ege öyküleriyle zenginleşiyor.
Bu kitapta daha önce Ege Öyküleri'yle tanıdığımız O. Gönenç’in yine Ege’de geçen, bu kez erotizmin zirvelerinde dolaşan, ama her durumda insanlık hallerini gözler önüne seren öykülerini okuyacaksınız.
|
 |
Koyun Paradoksu Haldun Aydıngün Öykü- Fantastik, 184 sayfa, Ağustos 2009
Haldun Aydıngün’ün Bilimkurgu-Fantastik tarzda yazdığı altıncı kitabı Koyun Paradoksu’nun, bilimkurgu boyutunda uzay gemilerini, lazer silahlarını ve galaktik imparatorlukları; fantastik boyutunda ise elfleri, ejderhaları ve kılıçlı kahramanları boşuna aramayın.
Tüm bunların yerine hemen yanı başımızdaki yerler, isimler, dokular, olaylar, inançlar, zamanlar var. Koyun Paradoksu’nda, doğu öykülerinin karamsar olmayan hüznü, neşesi, yumuşaklığı, günümüz yaşamının içinden çıkıp bize geliyor. Ölüm ve hayat hep satırların arasında, merak ve sevgi de hemen yanlarında…
|
 |
Olağan Mucizeler Aşkın Güngör Roman- Fantastik, 200 sayfa, Ağustos 2009
1Kader seçtiğimiz bir şey midir, yoksa bütün bir ömür boyu yaşayacaklarımız ilahi katlardaki bir kitapta mı yazılıdır?
Hayatın gözlere görünenlerle sınırlı olmadığını bilen, küçük ve yalnız bir çocuk... Hayalet karısına yazdığı mektupları güvercinlerin bacağına bağlayarak cennete gönderen ihtiyar bir adam... Bir eli gerçek dünyada, diğer eli düşler âleminde olan, hem genç hem ihtiyar, hem ölü hem yaşayan bir kadın... Kimine göre gencecik bir kız, kimine göre yakışıklı bir genç adam görünümündeki Azrail...Ve tüm bu sıradışı kişilerin soluklandığı, bildik giz perdelerinden arınmış efsunlu bir kent: İstanbul.
|
 |
Bodrum Otobüsü Kızları O. Gönenç Öykü, 240 sayfa, Mayıs 2009
Tam bir Ege aşığı olan Oral Gönenç, Bodrum Otobüsü Kızları’nda yine ağırlıklı olarak Ege’yi anlatmakla birlikte, ülkemizin değişik bölgelerindeki anılarını ve gözlemlerini Bodrum Otobüsü Kızları’nda okuyucusuyla paylaşıyor.
Anlıyor musun sözlerini?.. Tütsülü geceler… Börek, fırında yumurta, tulum peyniri… Uçuk makyaj, kısa çizme, file çorap… “Kefaluka” ne demek?.. Cennetkarıoğlu Efe… Mercimek çorbası içiyorum sıcacık… Çıplak göğüslü, blucin pantolonlu… Kitsch örneği bir çift kadın terliği… “Kapatın gari şu ıhladanı”… İzmir Doktorası… Su ısıttığı utangaç geceleri… Çıplak vücudunu seyrederek… Nokia’lar değerine alınır… |
 |
Özgürlüğe Uç Mustafa Samsunlu Roman, 288 sayfa, Temmuz 2009
12 Eylül 1980. Öncesi ve sonrasıyla yakın tarihimizde bir dönüm noktası...
Toplum ayakta kalabilmek adına mücadele verirken, ikiye bölünmüş gençlik ise henüz ‘birey’ olamamanın sancısını taşıyor, devletin derinlerinden geldiği söylenen eylemlerin yanı sıra, karşıt görüşlülerin birbirlerine uyguladıkları şiddet, toplumda büyük bir paranoya yaşanmasına neden oluyordu.
Ancak yaşam bir şekilde devam ediyordu.
İnsan her şeye rağmen, yine aynı insandı ve...
|
 |
7 Kapı Erdinç Yapan Roman-Fantastik, 200 sayfa, Mayıs 2009
“Ehil olmak gerektir oynamak için işleyişle.”
Erdinç Yapan, Yedi Kapı Efsanesi ekseninde gelişen birbirinden ilginç olayları aktarıyor.
Bunlar aslında birbirinden bağımsız öyküler. Ancak anlatının temelinde yer alan
Yedi Kapı, bütün bu öykülerin merkezi olduğundan, kitabı roman olarak
kabul etmek daha doğru.
Şimdi sayfaları çevirin ve bildiğiniz âlemlerin ötesine geçmenin ne denli
kolay olduğunu görün!
Bu hikâyeler kapılara ve onların koruyucularına adanmıştır. |
 |
İki Hükümdar Bir Kadın Ayşe Tulun Roman - Tarihi, 288 sayfa, Mayıs 2009
Öyle bir aşktı ki o, uğruna ordular çarpışır oldu.
Öyle bir kadındı ki o, uğruna ülkeler savaşa durdu.
İki Hükümdar Bir Kadın, tarihin gidişatını değiştiren bir aşkın destansı öyküsünü anlatıyor.
Osmanlı tahtının en sıradışı padişahı Yavuz Sultan Selim'in doğumundan çocukluğuna, babası II. Bayezid'le ilişkisinden dedesi Fatih Sultan Mehmet'le kurduğu gönül birliğine, şehzadeliğinden padişahlığına dek geçirdiği evreleri gözler önüne seren İki Hükümdar Bir Kadın'da asırlardır gizlenen bir sırrı öğreneceksiniz: Çaldıran Savaşı aynı kadına âşık olan kudretli iki adamın hesaplaşması mıydı? |
 |
İsrafil'in Aynası Şebnem Pişkin Roman - Fantastik, 136 sayfa, Ocak 2009
“Elementtim öldüm, bir bitki oldum; bitkiydim öldüm, bir hayvan oldum, hayvanken öldüm, bir insan oldum”
Ve ruh, yedi kat yukarı göklerdeki tahtını bırakır da aşağılara, hem de ta aşağılara inmeye gönüllü olur. “İsrafil’in Aynası” ruhun ezelde başlamış olan serüveninin hikâyesidir. Ruh halden hale geçer, insan kisvesine bürünür ve Aşk'ı aramaya başlar. Yüce Yaratıcı bir nefes üfler, bir su damlası akar ve okyanuslara karışır. Bir kuş kanat çırpar ve dünyada yaşam başlar. Rüzgâr, bulutu sürükler ve bulut gök kuşağının içinden geçer. Kırmızı bir damla düşer gökten, kan olup bedene girer.
İsrafil borusunu çalar ve tüm insanlar uyanırlar. |
 |
Aşkın Küçük Tanrısı Hatice Becan Yaşam, 184 sayfa, Ocak 2009
"Tanrı'yı sevdiğim günlerdi tanıdığımda seni, ya da seni gördüğümde Tanrı'yı daha çok sevdim!"
Aşkın Küçük Tanrısı, genç bir kadının kendi kalbinde çıktığı zahmetli, hüzünlü, çaresiz, ancak gene de umut dolu bir yolculuğun tinsel haritası gibi.Hatice Becan bu ilk kitabında büyük bir iş başarıyor ve kentli kadının aşk karşısındaki duruşunu gözler önüne seriyor. Yer yer Tanrı'ya yakarıya ya da isyana dönüşen, sevgiliyi putlaştıran, buna karşın insancıllığının da son derece farkında olan bir duruş bu.
|
 |
Aşk Bazen Serpil Öner Yaşam, 168 sayfa, Ocak 2009
Hepimizin dilinde… Hepimizin gönlünde…
Hepimiz peşinde koşuyoruz aşkın.
Herkes ayrı bir tarif veriyor onun için. Herkes tanıyor, fakat herkes ayrı yaşıyor.
Onun için de, başka anlıyor, farklı anlatıyor onu.
Bundandır ki aşk bazen çeşitli kılıklarda dalıveriyor yaşamımıza. Sevinç aşk oluyor bazen, hüznün kendi aşk oluveriyor çoğu zaman. Bizler yaratıyoruz aşkı sevmek
için, sonra peşinden koşuyoruz sevilmek için. Koşarken ve koştururken aşkın peşinden, kimbilir ne öyküler çıkıyor ortaya. O öykülerin her birinde
kendimizi buluyoruz. Okudukça aşkımızı tekrar tekrar yaşıyoruz
onlarda. Bu kitap, içinde bir yerlerde kendinizden bir parça
bulacağınız, belki de aşkınızı anlatırken, size “Aşk bazen…” dedirtecek öyküler demeti olarak derlendi.
Aşkınızı anlatmak için,
içine bazı notlar yazarak
sevdiğinize verebileceğiniz
en güzel armağan. |
|
|